ankara escort ankara escort ankara escort- eryaman escort- bursa escort- ankara escort- malatya escort- eskişehir escort bayan
istanbul escort, ankara escort, antalya escort, ankara escort, porno izle

Taksici Serüvenlerim 2 hikayesi

(İlk kısımdan alıntı)

Herkese Merhaba,
Bu anlatacaklarımı daha önce kimseye anlatmadım. Dayanamadığım için hikayemi sizinle paylaşmak istedim.
Ben istanbulda yaşayan heyecan tutkunu 21 yaşında bir gay im. Ara sıra taksime gider arkadaşlarımla içer eğlenirim. Yine günlerden bir gün arkadaşlarla taksime içmeye gitmiştik. Her zamanki gibi muhabbet sohbet takıldık güzel vakit geçirdik. Gecenin sonunda taksimden ayrılmak, evlere dağılmak üzere istiklalden yukarıya meydana doğru yürüdük. Meydana gelince taksiye binecekler taksilerine bindiler otobüsle dolmuşla gidecekler durağa doğru yol aldılar. Ben de onların ardından taksiye binmeye karar verdim. Taksimi bilen bilir geceleri onlarca taksi meydanın çıkışında sıra olurlar müşteri kovalarlar. Ben de onların arasından, arabasına bineceğim taksiciyi güvenilir ve düzgün görünümlü olmasına dikkat ederek seçen birisiyim. Ancak o akşam, kafamın güzel olması nedeniyle ve aylardır kafamda kurduğum taksici fantezilerinin etkisiyle, sert görünümlü esmer bir taksiciyi üç beş taksiciye bakındıktan sonra uygun gördüm ve arabasına atladım. Maslağa doğru yola koyulduk. Alkolünde etkisiyle başlayan içimin gıdıklanma hissine bu sefer bir türlü engel olamıyordum. Sürekli soluma dönerek ona ve pantolonundaki şişkinliğe bakış atıyordum. Ona baktığımın farkındaydı. Tavırları değişiyor kasılıyordu. Harbiyeden geçerken yolun sağında her zamanki gibi travestiler müşteri avındaydı. O esnada onlara bakarak “vay anasını şunlara bak” diye söylendim. Muhabbete katılmamakta ısrarcı taksici suskunluğunu bozmamıştı ve “at gibiler vallahi” diye ekledim. Sonrasında taksici “bunlar bi ton ilaç kullanıyolar sonra böyle oluyolar karıdan daha karılar aslında bunlar” diyerek suskunluğunu bozdu. Travestilerle ilgili muhabbete bir süre devam ettik sonra dayanamadım “bunlar zaten erkek oldukları için erkeklerin dilinden de daha iyi anlıyorlar. daha iyi muamele yapıyorlar.” gibi bir cümle söyledim. Taksici gazı aldıkça içindekileri dökercesine rahat rahat konuşuyordu. Artık istediğim gibi güzel bi diyalog yakalamıştık. Bir azgınlık bir cesaretle taksiciyi karı gibi övmeye başladım. Ne kadar yakışıklı olduğundan bahsederek pantolondaki şişliğe bakışlar atıyordum. Bakma olayını da biraz abartmıştım neredeyse gözümü oradan ayırmıyordum. Taksici her şeyin farkında gibiydi. Belki de daha önce arabasında ona böyle yaklaşmaya çalışan çok kişi olmuştu. Övgülerime karşılık “abartıyosun canım sağol, sen de pek bi güzel oğlansın bir sürü kız arkadaşın vardır senin” dedi ve sonrasında bombayı patlattım. “Yok abi ben pek kızlardan haz etmiyorum. Erkekleri tercih ederim. Senin gibi yakışıklı sexy adamlar varken napiyim ben kızları” dedim ve gözüm kara bir şekilde elimi bacağının üst kısmına koydum. hiç bekletmeden aletine doğru sıvazlayarak kaymaya başladım. Nihayet elim o şişkinliğin üzerindeydi. O kadar azmıştım ki o an neredeyse o giydiği kot pantolonu parçalayıp aletini ağzıma sokacaktım. Taksici ilginç bir şekilde hiç tepki vermedi sadece inceden sırıttı. Sanki bunu bekliyor gibiydi. Tek eliyle fermuarını açıp penisini çıkarmaya çalışırken “öyle zor olur böyle al eline” diyerek beklenen hamleyi yaptı. Tipine bakarak yaptığım tahmin şanslıydım ki başarılı olmuştu. Aleti gerçekten gördüğüm en büyük ve dolgun aletti. Yaşıtlarımın penislerine göre iki kat daha kalın ve daha bi uzundu. O kadar sıcak ve sertti ki sıvazlamaya doyamıyordum. Bir yandan aleti okşayıp bir yandan da hayranlıkla izliyor ve kendi kendime yalanıyordum. Sağdaki soldaki araba görür korkusuyla kafamı eğip bir türlü yumulamıyordum bu güzel etli penise. Maslağı çoktan geçmiştik ve ilerliyorduk. “Gel belgrad ormanına çekiyim arabayı rahat rahat takılalım” dedi ve beni bir nebze rahatlattı. Ancak bu teklife azgınlıkla tamam demiş olsam da bir tarafım yakalanmaktan çok korkuyordu ve çok tedirgindi. Risk almadan heyecan yaşanamayacağını bildiğim için bu tedirginliği kafamdan atmaya çalışıyordum. Taksici arabayı ormanın içinde bir yol kenarına kuytuya çekti kontağı kapattı ve aniden kafama bastırarak aletini ağzıma soktu. Gerçekten o an ne tedirginlik kaldı ne de korku. O penisin güzelliği, ağzıma akıttığı zevk suları ve sıcak yüzeyiyle bütün stresimi almıştı. Hızlı bir şekilde emiyor ve gırtlağıma kadar alıyordum. Çok abaza ve aceleciydim. Adam izin verse orda o penisi ısıra ısıra yutabilirdim. Taksicinin de aldığı zevkten olsa gerek çok geçmeden patır patır ağzıma boşaldı. Heyecandan ne yapacağımı bilemeyip bir kısmını yuttum. Geliceğini söylememişti. Sürpriz olmuştu benim için. İlk kez ağzımın içi sıcak sıcak döl doluydu ağzımın kenarlarından döller akarken yalamaya devam ediyor yaladıkça ağzımda biriken dölü geri tükürüp geri yalıyordum. Taksicinin inleyerek boşalmasının ardından aleti yavaş yavaş inişe geçti ve durduk. kapıyı açıp bi kaç kez tükürdüm. İkinci kez erekte olabilmesi için biraz süre geçmesi gerektiğini ima ederek konuştu ve elini bacağıma attı. eşofmanın üstünden bacaklarımı okşamaya başladı. Belime doğru çıktı ve elini kıyafetimin içine sokarak belimi bir süre okşadı. Sonra iki eliyle belimden tutarak beni biraz çevirdi ve elini eşofmanın içine sokarak popomu okşamaya başladı. Çok iyi hissediyordum. Resmen göt deliğim alev alev yanıyordu. bunu hissedebiliyordum. Çok kabaca ve azgınca mıncıklıyordu götümü. Canım acıyordu. Ona doğru kalçalarımı domalttım ve külodumu indirdim. Beni yalamasını istedim. “Ancak ozaman verebilirim sana biraz kaslarımın gevşemesi gerek” diye ekledim. Adam zaten dünden razı aç köpek gibi yalamaya başladı deliğimi. Aman allahım bu nasıl bir histi böyle. İçim inanılmaz gıdıklanıyordu. Korkudan veremeyen ben, artık deliğimden içeri bir penisin girmesi için yanıp tutuşuyordum…

İkinci kısım;

İlk defa kalçalarımı yalatıyordum birilerine. Tarif edilemez bir zevkti. Ne bir masturbasyondan aldığım zevke ne de deliğimden içeri birşeyler soktuğumda aldığım zevke benziyordu. İlk kez yaşadığını hissedersin ya hani bir duyguyu. Bu da öyle bir şeydi. Taksici dilini deliğime sokuyordu. O dilini soktukça, onun önünde domalarak kıvrılan belim iyce kıvrılıyor, kalçalarım iyce kabarıyordu. Domalmaktan belim incinecekti adeta. Bir şekilde yetinemediğimi hissediyordum, bu yüzden de belimi aşşağı çekip popomu olabildiğine yukarı ve geriye doğru itmek geliyordu içimden. Taksicinin önünde zevkten resmen S harfine dönüşmüştüm. Yıllarca içimde tuttuğum ve bastırılmış anal sex aşkım, normalde hissettiğimin en az on katına çıkmıştı. O an dünyadaki bütün penisleri içime alabilirdim. O denli istekli ve azgındım. Taksici diliyle beni uçurmaya devam ederken artık dayanamayıp söylenmeye başladım; “Sik beni. Sik artık nolur dayanamıyorum..” Kontrolün eline geçtiğini hisseden taksici cevap vermeden devam ediyor beni yalvartmaktan sanki zevk alıyordu. O an kendimi tam bir orospu gibi hissediyordum. Yalvarmaktan, köpek olmaktan aşırı bir zevk duyuyordum. Adeta kendimi bulmuştum. Dilini deliğimde gezdirmeyi bırakarak kalçamın çevresini yalamaya başlayan taksici bir yandan da ilk denemelere başlamıştı. Kalçalarımı öperken, bir parmağıyla deliğime giriyordu. Bir nebze de olsa istediğime yaklaşmıştım. Parmağını bir süre soktuktan sonra iki parmak kullanmaya ve sonrasında üç parmağı birden sokmaya başlamıştı, canım acıyordu artık. Yaladığı için biraz olsun kaygan ve yumuşaktı deliğim fakat kayganlaştırıcı benzeri birşey olmadığı için deliğim sürtünmeden dolayı çok acımaya başlamıştı. Aldığım zevk ile duyduğum acıyı karşılaştırıp hangisinin daha fazla olduğunu anlamaya çalışıyordum. Sanırım aldığım zevk daha fazlaydı. Bu sayede acıya dayanabiliyordum. Hatta içimdeki mazoşistlikten dolayı acı duymaktan da ekstra bir zevk aldığımı farkediyordum. Taksici şoför koltuğunda yan dönmüş ve diz çökmüş biçimde, ben ise yanındaki koltukta yan dönmüş taksiciye doğru domalmış ve kafamı cama dayamış bir biçimde duruyorduk. Biraz rahatsız bir pozisyondaydık ama pek önemi yoktu. Yaklaşık 10-15 dakika beni kıvama getiren taksici, prezervatif almak için torpidoya uzandı. Kazık gibi olmuş aletine prezervatifi elleri titreyerek takmaya çalışırken onu sabırsızlıkla bekliyordum, kalbim ağzımın içinde atıyordu sanki. Heyecandan ölücektim. Deliğimi son kez yalayıp emdi ve tükürdü. Hemen ardından doğruldu ve penisiyle deliğime bastırmaya başladı. Her ne kadar üç parmağıyla beni parmaklamış olsa da aleti üç parmağının yanında çok büyük kalıyordu. Göt kaslarım iyice yumuşamış sakız olmuştu. Hiç tahmin etmiyordum bu kadar kolay alabileceğimi. bunun yanında taksici de hiç kibar davranmıyordu. Aletinin bir kısmı girdikten sonra direk üstüme çullandı ve birden felaket bir acı hissettim. Kendimi tutamayıp fazla fazla bağırmaya başladım. Çığlık çığlığa sikişiyorduk. Hiç bu kadar bağıracağımı düşünmemiştim. İstem dışı oluyordu. Bağarmak insanı rahatlatıyordu. Yoksa biri duysa ya bilerek bağırdığımı ya da birinin beni öldürmeye çalıştığını falan sanabilirdi. O kadar çok bağırıyordum yani. Taksici üstüme üstüme abandıkça, kalçamı ve belimi içeri doğru çekerek kaçmaya çalışıyordum fakat ben kaçmaya çalıştıkça belime tek kolunu dolayarak kendine çekiyordu inatla. Acı ve zevki eşit seviyede hissediyordum. Deliğim yanıyordu, o kocaman penis sanki mideme kadar değiyordu. Bunu hissedebiliyordum. Ne kadar acı çeksem de o an o kadar mutluydum ki. Sonunda bitmişti içimdeki penis hasreti. Tam da hayalimdeki gibi hunharca sikiliyordum gecenin bir vaktinde. Ben tam içimdeki balyoz gibi alete alışmışken birden deliğimin derinlerinde hissettiğim sıcaklık artıverdi. Yanıyordum resmen. Sonra farkettim ki taksicinin döllerinin sıcaklığıydı bu. Zaten hızlı hızlı gidip gelen taksici boşalmanın etkisiyle iyice hızlanmıştı. O an belki 20-30 saniye sürmüştü ama bana sanki 20 saat gibi gelmişti. Bakire bir göt ancak bukadar düşünmeden ve kaba bir şekilde sikilebilirdi. deliğimden resmen alev çıkıcaktı biraz daha devam etseydi. Taksici bir süre durdu ve birden yüzüstü sırtıma yattı. Nefes nefeseydi ve enseme üflüyordu deli gibi. Terli ve kıllı vücudunu cildimde hissetmek harika bi duyguydu. O an kendimi ona ait bir köle gibi hissediyordum. Herşey çok güzeldi fakat, hiçbir şey beklediğim gibi olmamıştı. Hayal ve gerçek arasında büyük farklar vardı. Daha uzun sürer diye tahmin ederdim hep. Ancak en fazla 5 dakika falan sürmüştü sex kısmı. Ne olursa olsun çok mutluydum bunu yaşadığım için. Üzerimizi giyip koltukları geriye çektik ve camları açıp birer sigara yaktık. Ben orgazm olmamıştım fakat yinede tatmin duygusunu fazlasıyla yaşamıştım..

ailem-kardeşim hikayesi

merhaba size ailemi anlatcağım. öncelikle kardeşim.
biz hali vakti yerinde sayılan insanlardanız. zamanında dededen felan baya birşey ler kalmış. ondan dolayı azıcık rahat bir aileyiz. belli başlı kurallarımız var ama türk örf ve adetleri bize azıcık uzak
mesala kız kardeşimin sevgililer, normal erkek arkadaşları bizim eve çok rahat girer çıkar. terbiyesizlik yapamazlar ama saaatlerce odalarından çıkmadıkları olur. kardeşimin odası hemen benim yanım olduğu için, bazen öpüşme sesleri duyarım.kardeşim benide tahrik eder. 1,70 boyu 60 kgye yakın ağırlığı seksi bir kızdır bununda farkıdandır. çevresindeki her erkeğe her istediğini yaptırabilir vaziyettedir.
bir gün eve erken geldim okuldan, kardeşimin odasından yine sesler geliyor. bu sefer kimse yokken kapı deliğinden bakayım dedim.çocuk kanepede altını çıkartmış şekilde durmakta. kardeşim ise kucağına oturmuş hopluyordu sikinin üstünde. çocuğun ara ara sikini görüyordum. kardeşimin inlemeleri dışarı kadar geliyordu. çok rahat bir kızdı inanamıyordum bu rahatlığına zaten.
bu arada üst gibi götü meydandaydı. çocuk zaten sikerken arada bir götünü tutuyor şaplaklar atıyordu. kanepe kırılacak gibiydi. bazen kardeşim duruyor sikinin içindeyken dairelre çiziyor oğlanı hem dinlendiyor hem azdırıyordu.
sonra tekrar hızlanıyorlardı. baya bir çocuğun üstünde böyle hopladı. arada bir yer değiştiriyorlar. çocuk kanepeye doğru kardeşimi domaltıyor. tekrar sikiyordu. bir arada kucağında, kardeşimi havaya kaldırdı o şekilde hayvan gibi bir güçle sikti.
kardeşimin çığlıklarını duymalıydınız.
inanamıyordum. sanki porno filmi izliyordum. ikiside yıllarını sikicisi gibiydiler. benim sikim kazık gibi olmuştu. içlerine girmemek için kendimi zor tutuyordum.
ara ara duruyorlar. kardeşim görmediğim alanda bir şeyler yapıyor geri geliyordu. çocukta o sırada sikini okşuyor tutuyor, konuyordu kardeşimle.en sın kardeşimi yatağa yatırdı. bacaklarını kaldırıp arasına girdi. baya bir gidip geldikten sonra sanırım boşaldı. çünkü baya inleme sesi geldi. ardından kardeşimin üstüne yığıldı. tabi ben hemen odama gittim. kendimi tatmin ettim kardeşimin o bacaklarını , göğüslerini düşünerek.
daha sonra yaşadığım olaylara ben bile inanamıyorum.

Efendisinin hizmetinde köle olmak.. 43 hikayesi

Tamami ile gerçektir .:)

BDSMMaster Efendim, kız arkadaşı ile tatile çıkarken benim de onlara hizmet etme onuruna ulaşmama karar vermişti. İnanılmaz heyecanlıydım. Emrettiği saatte, sabaha karşı 4 gibi kapısının önündeydim, bana daha önce verdiği talimatlar doğrultusunda onlar uyanmadan Sahibimin verdiği anahtarla eve girip, Sahibim ve sevgilisi uyurlarken öncelikle evin genel temizliğine başladım, ses çıkmaması için öncelikle toz almak ve ortalıktaki dağınıklıkları topladım. Sonrasında Efendimin geceden hazırladığı eşyaları arabaya indirip, arabaya yerleştirdim. Yerleştirme işlemi mutfağa girip, aldığım malzemelerle hem güzel bir kahvaltı sofrası kurmaya başladım, hem de yolda atıştırılacak sandviç gibi şeyler hazırladım. Bu konularda normalde çok isteksiz ve başarısız olan ben, konu Sahibim olunca en titiz şekilde, hızlı hızlı keyifle çalışıyordum. Bir yandan da inanılmaz heyecanlıydım, bize sonra Sahibimin emri ile yapacağım şeyleri düşünürken inanılmaz heyecanlanıyor, ellerim titriyor, nefes almakta zorluk çekiyor, aşırı heyecandan elimden peyniri düşürüyor yahut ekmeği düşürüyor, malzemenin bir kısmını heyecanıma kurban veriyordum. Evin genel ses çıkarmayan temizlik işleri ve kahvaltıyı hazırlama işlerim bittikten sonra Efendimin emrettiği gibi saat 8’de dizlerimin üzerinde, 4 ayak şekilde Efendimin ve sevgilisinin uyudukları odaya girdim.

Sahibim, kendisinden önce taptığım sikini uyandırmamı emretmişti!!!

Odadan içeri girdiğimde Sahibim ile sevgilisinin yatakta çırılçıplak uyuduklarını gördüm ve inanılmaz sevindiğim şey, Sahibimin sırt üstü yatıyor olması nedeniyle gece boyunca çok iş başardığını düşündüğüm taptığım, uzaktan aşk yaşadığım, Sahibimin uyandırmamı emrettiği muhteşem penisi rahatça ulaşabileceğim bir yerdeydi.

Dizlerimin üzerinde, gözlerim o aşık olduğum penise kilitlenmiş şekilde yaklaştım. Zangır zangır titremeye başlamıştım. En büyük korkum Sahibimin penisinden önce kendisini uyandırmaktı. Öyle bir şey olursa belki ilk defa bu kadar yaklaştığım penisini uyandırma şansını kaybedebilirdim.

Penisine doğru yaklaştım, kokusunu ciğerlerime dolduruyordum. Sahibimin kokusu ciğerlerimde dolaşıp, aldığım bu nefesle vücudumdaki kanım temizleniyor, yani Sahibimin kokusu kanıma karışıyor, bana siniyordu…. Ohhhh

Derin derin nefeslerden sonra, o penisin başını yalamaya başladım. Ufak dil darbeleri ile sikinin başını yalamaya başlamıştım. Offfffff dilim o sıcak penise değmişti ve bu an tarihi bir andı benim için. Yıllardır hayalini kurduğum bir andı. Böyle muhteşem bir şekilde gerçekleşmesi ne büyük bir onur ve şanstı benim için.

O sırada Sahibim uyanmamıştı ama o da ne! Yatakta diğer tarafa doğru dönmüştü. Tadını daha yeni yeni tatmaya başladığım penis artık ters taraftaydı. Oraya uzanmaya çalışırsam Hanımefendiye yanlışlıkla değme, rahatsız etme ihtimalim olabilirdi. Ne yapabilirim paniği yaşarken, Sir Master Efendimin taşaklarını gördüm. Yapabileceğim tek şeyi yaptım ve bu sefer Sir Master Efendimin taşaklarına dil darbeleri vurmaya başladım. Heyecandan ölecektim, artık dayanamadım ve dil darbelerinin ötesinde taşakları ağzıma almaya çalıştım. Bu sırada rahatsız mı oldu yoksa keyif mi aldı emin olamadığım Sahibim tekrar döndüğünde kafamdaki kuşku yerini bir tespite bırakmıştı. Sahibim’e keyif vermiştim. Çocuk gibi mutlu oldum. Sahibimin irileşmeye başlayan penisini görür görmez, hemen heyecan içinde ağzıma aldım.

İşteeeee, dudaklarımın arasında o muhteşem Sahibimin, muhteşem penisi vardı. Fotoğraflarından biliyordum, büyüdüğünde neye benzeyeceğini. Bunu düşünmek beni inanılmaz heyecanlandırıyordu. İşte, dudaklarımın arasındaki sıcaklık, yavaş yavaş dilimin üzerinde uzanmaya, santim santim büyümeye başlamıştı. Ağzımın içi gittikçe beni korkutacak kadar dolmaya başlamıştı!!!

Boğazıma Sahibimin, Efendimin, her şeyimin sikinin başının dayandığını ve nefessiz kaldığımı hissettiğim an panik oldum. Panikle kafamı çektim, dilimin üzerinden tekrar bu sefer dışarı doğru kayan penisin kökünden tutup, ağzımdan çıkarmıştım. Offff ıslanmış hali ile parlayan harika bir penis elimdeydi. Sahibimin penisine zevk veriyordum. Bu inanılmaz bir şeydi. İşte diye düşünüyordum, ben bunun için yaratıldım. Bunu yapabilmek için…

O muhteşem penisin tekrar boğazıma dayandığını hissetmek istedim. Yine tuttuğum siki ağzıma doğru çevidim, kocaman başını gördüm ve ağzımı açıp, o başı dudaklarımın içine aldım. Dudaklarımla hafifçe sıktım, adeta suyunu çıkarıp emmek, tadını almak istiyordum. Boğazıma doğru ilerliyordu… Yani pardon, tam tersine boğazım sikin başına doğru ilerliyordu. Çünkü Sahibim yatıyor, siki de sabit duruyordu. Ben Sahibime doğru ilerliyordum. Boğazım Sahibimin sikinin başına doğru ilerliyordu. Boğazıma dayandığında kusacak gibi oldum ama kendimi inanılmaz şekilde tuttum. Normalde parmağımı boğazıma yaklaştırsam kusardım. Ama şu anın muhteşemliğini bozmak istemiyor olmam böğürmemi bile kontrol etmişti adeta. Boğazımdan nefes alamayınca burnumdan nefes alıp vermeye başladım.

Ağzımdaki sikin muhteşemliği beni ürkütüyordu. Onu ağzımdan tekrar çıkarıp, tekrar ağzıma aldım. Dilimin üzerinden kayıp boğazıma doğru ilerlerken dilimle yalamaya devam etmeye çalışıyor, bir yandan da emmeye çalışıyordum. Biraz hızlanırken bir an kalbim duracak gibi oldu… Boşalır mıydı acaba????

Sahibim ağzıma boşalır mıydı? BDSMMaster Efendim, bu kölesi olduğum erkek, siki şuan ağzımı dolduran bu güçlü erkeğin spermleri ağzımı dolduracak mıydı yoksa biraz sonra??? Öleceğim sandım, hızlanmaya başladım, kafamı yukarı aşağı indirip çıkarıyordum. Ağzımın içinden kocaman sik girip girip çıkyordu.

Tam tempoyu yakalamıştım ki, ensemden tutulması ile çekildim. Sahibimi kızdırdım korkusu ile doğrulurken, beni tutanın Hanımefendi olduğunu gördüm. Göz göze gelir gelmez “defol” azarı ile irkildim. Hemen refleks olarak “Özür dilerim Efendim” diyerek geri çekildim. Oysa o kadar yaklaştığımı hissediyordum, şimdi hissederim belki diyordum, ağzımın dolup taşması duygusunu… Ama iznim olmamıştı… 🙁

Hemen toparlanıp, tekrar tekrar özür dileyerek odadan çıkmaya hazırlanırken Efendim “Dur köle” dedi. Durdum. “Gel buraya” emri ile hemen deminki bulunduğum yere geldim ama bu sefer Efendimin önüne doğru eğilmemiştim. Dizlerimin üzerinde dik duruyordum. “Ama aşkım” dedi Sahibimin sevgilisi Hanımefendi. “Sen karışma” dedi ve “ben izin vermediğim sürece kölelerime emir verme karışmam” diye ekledi. Hanımefendi bozulmuştu ama cevap veremedi. Bu sefer çok daha güçlü bir el ensemden yakaladı beni, tuttu, sikini bana doğru çevirdi, yine o kocaman başını görüyordum sikin. Ve bir şey dememe gerek kalmadan o sik, ensemden tutulduğum için sabit kalan, kıpırdayamayan kafama doğru yaklaştı ve ben daha açamadan dudaklarımı yardığı gibi ağzıma giriverdi.
Ölmüş olmalıyım.

Sarhoştum… Kendimde değildim… Dizlerimin üzerinde duramıyordum, dizlerimin üzerinde sahibim beni ensemden tutuyordu adeta.

Ağzımın içine girip çıkan bir penis vardı, gözlerim kararmış, tansiyonum düşmüştü.

Evet, evet fark ettim, şu an, Sahibim, BDSMMaster Efendim ağzımı sikiyordu!!! Evet, bunun başka açıklaması yoktu. Ağzıma bir tat geldi… Boşaldı mı diye bir rüya gördüm ama yok değidi, sadece zevk sıvısı ağzımın içinde bir tabaka oluşturuyordu. Mumumsu bir tabakaydı. Ağzımın içine yayılmaya başlayan. Artık ne olduğunu bile anlamıyordum. Bi nefessiz kalıyordum, bir sarsılıyordum, dudağım acıyordu, boğazım acıyordu, yutkunamıyordum, ağzımdan boğazıma doğru bir takım salyalar akıyordu. Ensem sıkılmış durumda sanki ensesinden yakalanmış bir kedi gibi kalmıştım.

Derken bir anda bırakıldım, yıkıldım yere. Gözlerim resmen kararmıştı, tansiyonum düşmüş olmalı, yerdeydim. Seslerden anladığım kadarı ile de Sahibim, sevgilisi ile benim bıraktığım işi devam ettiriyordu.

Biraz kendimde güç bulunca, dizlerimin üzerinde doğruldum ve gördüm, işte az önceki pozisyonumda Hanımefendi vardı. Benzer şekilde çaresiz bir görünümde ağzı Sahibim, belki de Sahibimiz demeliyim, Sir Master Efendim tarafıdan sikiliyordu. Demek ben de demin böyleydim. Ağzımdan benim de acaba böyle şak şak şlap şlup sesler mi çıkıyordu penis ağzıma girip çıkarken. İstemsiz bir tebessüm oluştu dudağımda ama bir yandan da dayak yemiş gibiydim. Sanki içki içmiş gibi sarhoştum. Ağzımın içindeki Sahibime ait tadı, mumsu dokuyu, adeta ağzımın iç kaplamasını hissedince mutlu oldum, dakikalarca bu mumsu dokunun tadını çıkarabilirdim. Ne şanslıydım…

Onları rahatsız etmeden çıkmam gerekeceğini düşünüp, parmak ucunda az önce benim olduğum pozisyonumu izlemeyi bırakıp çıkarken, “Ben git demedim köle, gel izle” emri ile “Çok özür dilerim Efendim” diyip mutlu mesut şekilde dizlerimin üzerinde izlemeye başladım.

Offf offff Hanımefendi çok başarılıydı, ben boğazımda sınırladığım Sahibimizin sikini boğazına da misafir ediyordu. Boğazının şiştiğini dışarıdan bile fark ediyordum. Harika bir manzaraydı, aşık olduğum Sahibimin penisini bu sertliğe benim ulaştırdığımı bilmek de harikaydı. Keyifle izliyordum, keşke aynı pozisyondayken kendimi de izleyebilseydim. Keşke…

Sahibim zevk alıyordu, gözlerini kapatmıştı, boşalacak mıydı acaba? Acaba benim ağzımı sikerken de böyle gözünü kapatmış mıydı acaba? Ben de aynı zevki verebilmiş miydim acaba??? Kafamda bu sorularla izlerken Hanımefendinin nefessiz kalıp, bir an ağzından siki çıkarmaya çalıştığını fark ettim. Sir Master Efendim sanırım fark etmemişti ki, sikmeye devam ediyordu. Hanımefendi adeta ölmemeye çalışır gibi kendisini geri çekmeye çalışıyordu ki Sir Master Efendim, onu bıraktı, Hanımefendi nefes nefese, öksürerek geri düşmüştü yatağa. Sahibim, onun üzerine doğru uzandı, penisini sallanırken gördüm. Özlediğimi hissettim, kıskandığımı hissettim, keşke ben emebilseydim halen…

Sonra penisini Hanımefendinin kadınlığına dayadı, kadının vajinasının girişi genişledi, vajina dudakları o başın etkisi ile iki yana açıldı. Bir iki gidip gelmeden sonra o tapılası penis Hanımefendinin inlemesi ile birlikte içeri girdi. Tamamı girmemişti, başı ve biraz devamı girmişti. Hafif hafif girip çıktıkça her seferinde bir öncekinden daha derine gidişini gözlemliyordum. Biraz sonra şak şak diye iki terlemiş vücudun birbirine çarpışını izlemeye, arada çıkan penisin kökünü, Sahibimin sallanan taşaklarını izlemeye başladım. Keşke beni de çekseydi yanına, o taşaklarına doğru. Ama burada olmak bile büyük şanstı. İzliyordum…

Büyülenmiştim, adeta Hanımefendinin vajinasına değil de, halen benim ağzıma girip çıkıyormuş gibi o tempoya uyun şekilde ağzımın içindeki Sahibime ait tadı emiyordum. İnanılmaz etkilenmiştim. Eğer kızmayacağını bilsem, yahut daha doğrusu böyle bir şeye izni olsa, saldırıp o penisi tutup, ben emmek isterdim. Bu arzularla izlemeye devam ettim.

Büyülü büyülü bakıyor, hayaller kuruyordum ki kadının inlemeleri sırasında Sahibimin kasılmalarını fark ettim… Ah keşke boşalmasını görebilseydim, içinden çıkarıp Hanımefendinin vücuduna boşalsaydı. Neyse, tatil var önümüzde, bol bol görürüm belki diye ümit ediyordum ki… ki… ki… ki…

Emin değilim, gerçek miydi, rüyay mıydı, yo yo sonrasında emin olmuştum, gerçekti… O vajinadan çıkan penis, ne olduğunu bile anlamadan benim dudaklarımın arasıjnda girdi, bir iki girip çıktı, sonra birden kasıklarda suratımı hissettim, boğazımın şiştiğini…. Yo yo ölürüm demek istiyordum, ölürüm efendim, orada, boğazıma sokup boşalır, patlarsanız ölürüm Efendim demeye çalışıyordum ama büyük olasılık sadece şlap, şlup, glup diye sesler çıkarıyordum. Yüzüm Efendimin kasıklarına yumulmuştu… Tam Edfendim kasılarakk boşalacakken sikini boğazımdan, dilimin üstünden çıkartıp, dudaklarımın arasından da şlap sesi ile penisinin başını çıkarıp, yüzüme doğru fışkırmaya başladı…

Bir damlası bile ziyan olmamalıydı, olmamalıydı……..

Ağzımı o sarhoş halimle açtım açabildiğim kadarı ile, dilim de dışarıdaydı, yüzümden akan damlacıkları tutmaya çalışıyordu. Sonra bitti, Sahibimin sikinin ucunu yüzüme, saçlarıma sürterek sildi. Sonra ucunu bana emdirdi ve “Çık” dedi yorgun bir sesle…

Çıktım kuyruğumu sallayarak… Aynaya gitmeliydim… O da ne giderken yüzümden damlayan spermler oluyordu, elimle yakaladım, avcuma damlamalıydı. Boşa gitmemeliydi.

Aynada kendime baktığımda suçluluk duyarım diye korkuyordum ama kendimi bile tanıyamayacak kadar garip bir surat ve yüzümün her yerinden sarkan Sahibime ait spermlerle gurur duyuyordum. Tek tek hiç bir damlasını ziyan etmeden ağzıma alıp tadını çıkara çıkara yedim onları. Yetmedi avuçlarımdakileri, yetmedi yere damlayan var mı diye kontrol edip yerdekileriii…

6 – Tecavüz Kaçınılmazsa Keyif Almaya hikayesi 245

2 numaralı hikayemde ( http://16honeys.com/stories/lang/tr/read/moisture/posts/401554.html ) Çin’in Guangzhou şehrinde tanıştığım ve o güne kadar gördüğüm en güzel Çinli hatun olan Monica ile yaşadıklarımı anlatmıştım. Yine o yazımda bahsettiğim gibi Monica Çin’in daha orta kısımlarında yer alan küçük bir şehir olan Chengdu’dan olduğunu söylemişti. Öğrendiğim kadarıyla Chengdu, Guangzhou gibi büyük bir sanayi ve liman kenti değil aksine küçük ve daha turistik bir şehirdi. Havasıyla, bizim de rahatlıkla yiyebileceğimiz sebze ağırlıklı lezzetli yemekleri, tarihi ve otantik şehir merkezi ve en önemlisi güzel kızlarıyla ünlü bir şehir. Çin’in en güzel kızları hep Chengdu’dan çıkarmış. Bunun en canlı kanıtı da milyonlarca vasat Çinli kadın arasında Monica gibi doğa üstü güzellikte bir hatunla tanışmış olmamdı. Bir gün Chengdu’ya gitmeyi kafaya koymuştum ama ne zaman nasıl olabileceğini henüz planlamamıştım. Chengdu küçük bir şehir olduğu için iş seyahati için değil ancak bireysel tatilim için gidebilirim diye düşünüyordum.

Monica ile tanışmadan aylar önce Almanya’da bir fuarda tanıştığım bir Çin’li firma vardı. Firmanın ürünleri diğer Çin üretimi ürünlere göre oldukça kaliteli ve dikkat çekiciydi. Firmanın sahibi diğer tüm Çinli firma sahipleri gibi genç bir kadındı. Evet yanlış okumadınız, özellikle Çin’in güney yarısında neredeyse tüm firma sahipleri genç kadınlar. (Bu benim iş yaptığım sektöre özel bir durum da olabilir. Kendi karşılaştığım durum buydu. Aksi olarak erkek firma sahipleri de vardır elbette) Firmaları ve mülkleri kadınlar üzerine yapmak uzun süredir o bölgede bir gelenekmiş. Genelde iyi giyinen, güzel İngilizce konuşan, bakımlı ve oldukça varlıklı genç kadınlar oluyorlar. Bu firmanın sahibi olan kadın her zaman yüksek topuklu, şık ve seksi ayakkabıları, şık giyimi ve kendine özgü, göz alıcı saçı ile dikkat çekici bir Çinli hatundu. Diğer Çinli’ler gibi onun da adını telaffuz edemeyeceğimiz için Laurel takma adını kullanıyordu. Laurel ile Almanya fuarından sonra Milano’daki bir fuarda da karşılaşmıştık. Her ikisinde de uzun süre sohbet etmiş, bir nevi flörtleşmiştik. Ancak önceki yazılarımda da belirttiğim gibi iş yaptığım kişilerle kişisel olarak yakınlaşmamak gibi bir ilkem vardı ve bu konuda oldukça katıydım. Ne olursa olsun bu kuralım Laurel için de bozmayacaktım. Diğer Çin’li kızlardan fark edilir derece güzel olmasına rağmen beni o kadar da çok etkilememişti zaten.

Monica ile tanıştığım Çin ziyaretimde Laurel’ın firmasını da ziyaret etmiştim ve bu defa onlardan önemli miktarda bir sipariş geçmiştim. Laurel’da beni bir akşam yemeğine çıkarmıştı. Oldukça lüks bir Çin restoranıydı. Benim her şeyi yemediğimi bildiği için benim için özel sebze yemekleri yaptırmıştı. Parmaklarımı da birlikte yediğimi hatırlıyorum hala. Yemekte samimileşen sohbetimizde evli olduğunu çok da şirin küçük bir oğlu olduğunu öğrenmiştim. Oğlunun fotoğraflarını gösterirken iyice bana sokulmuş vücuduma temas etmeye başlamıştı. Bu oldukça hoşuma gitse ve tahrik olsam da içimden “iş iştir” diyerek usulca uzaklaştırmıştım kendimi. Bunu fark edince o da daha fazla devam etmemişti. O gece beni otelime kadar şoförü ile bıraktırmıştı.

Yaklaşık 6 ay kadar sonra, çok daha büyük bir sipariş daha vermiştik. Bu sebeple üretim aşamasında fabrikalarına üretim kontrolü yapmak istemiştim. Fabrikalarının Chengdu’da olduğunu duyduğumda yaşadığım keyfi tahmin edebilirsiniz. Muhtemelen o gün akşama kadar yüzümde şapşal bir sırıtma ile gezmiş olabilirim. 3 ay kadar sonra Chengdu’ya gittiğimde Laurel’da “Seni ben ağırlayacağım” demiş, tüm itirazlarıma hatta içten içe gelmesinden dolayı duyduğum kızgınlığa rağmen beni dinlememiş ve daha havaalanından indiğim anda özel şoförlü bir araç ile beni aldırmış ve otelime bıraktırmıştı. Araç ve şoför 3 günlük Chengdu ziyaretimde sürekli benimle olacaktı. O gece için saat oldukça geçti. Çin’in farklı bir şehrinden 3 saatlik uçuşla gelmiş ve yorulmuştum. Odama çekilip uyudum. Sabah erkenden uyandım. Kahvaltıya indiğimde masaların birinde Laurel’ı kahvaltı ederken gördüğümde çok şaşırmıştım. İçimden “ooops!” diye bir ses çıkmış ve sönmüştü. Beni gördüğünde yüzünde gülücükler açtı. Hemen ayağa kalktı ve gelip dostça sarıldı. Beyaz tonlarında kolsuz mini bir elbise giymişti. Ayağında yine her zamanki gibi zarif ve yüksek topuklu ayakkabılar vardı. Sarılırken kollarına dokunmuştum. Teni oldukça hoştu. Sabah kahvaltımı güzel ve bakımlı bir Çin’li hatun ile yapmaya itirazım yoktu elbette. Ancak kahvaltı esnasında benim 3 günlük programımı yaptığını ve bir saniye bile yalnız kalamayacağımı öğrendiğimde resmen yıkılmıştım. Çin’liler misafir ağırlamak konusunda fanatik düzeyde saplantılılar. Her şeyin mükemmel olması ve sizi memnun etmek için akılları zorlayacak düzeyde her şeyi yapabilirler. Halbuki beni memnun etmesi için sadece yalnız bırakması ve benim gönlümce gezerek güzel Chengdu’lu kızlar bulup sabahlara kadar sikişmem yeterliydi. Tabii ki bunu ona söyleyemedim.

Programın ilk gününde kahvaltıdan sonra büyük patroniçe olan kayınvalidesini ziyarete gittik. Eşinin ailesi Chengdu’nun köklü ailelerindenmiş ve bir çok firmaları varmış. Benim iş yaptığım firmayı da işletmesi için Laurel’e vermişler. Laurel benim yanımda hep pozitif, şen şakraktı. Akıcı bir İngilizceyle konuşuyordu. Fakat kayınvalidesinin karşısında farklı bir aksan ile ve neredeyse bir asker edasında hesap vererek konuştuğunu görünce çok şaşırmıştım. Çince konuşması zaten iyice bir tuhaf olmuştu, benim anlamam gereken yerlerde İngilizce konuştuğunda da akıcı İngilizce’si gitmiş, Çinli aksanı ile konuşmaya başlamıştı. Birbirlerine karşı saygıda asla kusur etmiyorlardı, kültürlerini de yozlaştırmıyorlardı. Uzak doğuluların bu özelliği beni her zaman etkilemiştir.

İlk 2 gün yemekler, gösteriler, tarihi yerler, muhteşem ayak ve vücut masajları, bol alkollü eğlenceler eşliğinde geçti. Gittiğimiz her yerde oldukça çekici Chengdu’lu kızlarla karşılaşıyordum ancak Laurel ensemden düşmediği için hiç birisi ile yakınlaşamıyordum. Laurel gerçekten bana müthiş bir turistik deneyim yaşatıyordu ama benim asıl amacım bu değildi ve ben bundan dolayı her gün daha keyifsiz oluyordum. 2 akşam da ayrılırken gözümün içine bakıyordu onu da odama davet edeyim diye ama ben görmezden gelip odama çekilip mutsuz ve azgın bir şekilde uyuyordum.

2. gün üretim kontrolü işini bitirmiştim ve son günü tamamen gezmeye ayırabilirdim. Sabah uyanıp kahvaltıya inerken “ne olur işi falan çıkmış olsun da gelememiş olsun” diye dua ediyordum içimden. Ama tabii ki yine benden önce uyanmış, hazırlanmış ve gelmişti bile. Bugün de açık sarı ve lime tonlarında güzel bir mini elbisesi vardı üstünde. Öğle yemeği için benim acı manyaklığı dediğim bir hot pot restoranında rezervasyon yaptırmıştı. Aklınıza gelen her şeyin türlü türlü acılarla pişirildiği yedikten sonra vücudunuzdan terle bile günlerce acı attığınız sadistçe bir yemek kültürü. Ancak eğlenceli ve lezzetli olduğu da bir gerçek. Restorana giderken artık pes etmiştim, kendimi acının kollarına bırakıp arabesk bir ruh haline girmeye niyetliydim. Restoranın kapısına geldiğimizde yemeğe iki Chengdu güzeli arkadaşının da eşlik edeceğini öğrendiğimde hemen arabeski bırakıp salsa müziklerine hızlı bir geçiş yapmıştım. Laurel çocukluktan beri arkadaş olduklarını söylemiş ve “bugünü birlikte eğlenerek geçirebiliriz” demişti.

Yemekte ben acıdan kıvranırken karşımdaki bir karış hatunların bu kadar acıyı terlemeden yiyor olmaları Türk erkeği gururumu zedelese de altta kalmamaya çalışıyordum. Diğer iki hatun Monica kadar olmasa da gerçekten oldukça güzeldiler. İngilizceleri Laurel kadar akıcı değildi yine de anlaşabiliyorduk. Yemek esnasında ve yemekten sonra gittiğimiz kafede Ashley ve Laurel ağzımın içine düşercesine gözlerini ayırmadan benimle konuşuyorlardı. Diğer hatun Angela benimle fazla ilgilenmediği çok netti. Yine de keyifliydi ve sohbete güzel eşlik ediyordu. Akşam gün batımına doğru Chengdu’nun merkezindeki büyük nehrin yanındaki barlara geçtik. Kaliteli canlı müzik olan, genelde öğrenci ve gençlerin takıldığı mekanlardı. Mekana gittiğimizde bira içmek istediklerini söylediler. Ben de bira ile eşlik etmeye karar verdim. Bir fıçı Heineken söyledik. Zaten gün boyunca hafif hafif ama sürekli alkol almıştık. Bira oldukça iyi gidecekti şimdi. Siparişi vermeden önce kendi aralarında Çince bir şeyler konuştular gülüşerek.

Birayla birlikte shot bardakları ve zarlar geldi masaya. “Bunlar nedir” diye yandan bir bakış atarak sordum. Ashley en güzel bakışlarıyla, beni baştan çıkararak oyun oynayacağımızı ve oyunun kurallarını anlattı. Klasik zar oyunuydu. Her sayının belli bir sonucu vardı. Amaç diğer bütün alkollü oyunlar gibi hızlıca sarhoş olmaktı. Tekila içiyor olsaydık hiç birimizin o geceyi hatırlamayacağı kesindi ancak sonuçta shot bardaklarında bira içecektik. Daha önce hiç shot bardağında bira içmemiş olsam da kesinlikle böyle bir şeyden sarhoş olmayacağımı biliyordum.

Gönül rahatlığıyla oynamaya başladık. Aralarında Çince konuşup sürekli bana içirdiklerinin farkındaydım. Arka arkaya 7 shot, 15 shot, 9 shot böylece devam etti. Çok eğleniyorduk. Masadan gülücükler, kahkahalar, şuh bakışlar eksik olmuyordu. Nasıl olsa sarhoş olup kendimi kaybetme ihtimalim olmadığı için saymadan içiyordum. 45 dk sonra birinci fıçı bitip ikinci fıçıya geçtiğimizde onlar en fazla hatun başına 1-2 shot içmişlerdi. Geri kalan fıçıyı ben bitirmiştim. Birinci fıçıdan sonra sohbet cinsel odaklı olmaya başlamıştı. Uzak doğulular ve westernlerin (bizlere western diyorlar) farklılıkları üzerine cinsel fıkralar, seksi sohbetler devam ediyordu. Bir süre sonra westernleri de bir kenara bırakıp benim üzerimden sohbet dönmeye başlayınca olayın nereye gideceğini fark ettim ancak itiraz edecek organlarım alkol denizinde nefessiz kaldıkları için sesleri çıkamıyordu. Sürekli tuvalete gidip içtiğim miktarı boşaltıp tekrar geliyordum. En son tuvaletten dönüşümde artık düz yürüyemediğimi fark ettim. Bu durumu onlarda fark etmişti. Ashley ve Laurel birer koluma girdiler. Biz sana yardımcı olalım dediler. Masaya oturmama yardım edeceklerini beklerken arabaya inmiş benim otel odama gelmiştik bile. Ben hemen müsaade isteyerek banyoya gittim.

Elimi yüzümü yıkadım, kendime gelmeye çalıştım. Hala birayla nasıl böyle sarhoş olduğumu anlayamıyordum. Sarhoş olup her şeyi berbat ettiğim için özür dilemeyi ve hepsine bu güzel gece için teşekkür etmeyi planladım, aklımı toparlayabildikçe. Bir süre ayılmaya çalıştıktan sonra banyodan çıktım. “Belki de gitmişlerdir bile” diye içimden düşünüyordum.

Ama tuvaletin kapısını açınca dantelli ve jartiyerli açık mavi iç çamaşırları ve elinde küçük siyah bir kırbaç ile Ashley karşımda duruyordu. Durumun şaşkınlığına varamadan güzelliğinden bir kat daha sarhoş olmuştum. Ashley’i ilk gördüğüm andan itibaren çok beğenmiştim. Yarın öğlen uçağa binip başka bir şehre geçmeden önce Chengdu’lu hatun emelime ulaşacağım için de oldukça memnun olarak dudaklarına yapışmak için bir adım attım. Elindeki kırbacı havada savurarak “şlak!” ses çıkarmasını sağladı. O anda neyle karşı karşıya olduğumu anlamaya başlamıştım. İtiraz etmeye de pek niyetim yoktu açıkçası. Banyodan yatak odasına dönen bir kaç adımlık bir koridor vardı. Parmaklarıyla gel işareti yaptı. Topuklu ayakkabılarının üstünde seksi bir kedi gibi kalçalarını kıvırarak yürümeye başladı. Onu takip ettiğimde karşımdaki sahneyi hiç beklemiyordum. Laurel çırılçıplak yatakta sırt üstü uzanmıştı ve deri iç çamaşırlarıyla kalan Angela göğüslerini iştahla yalıyordu. Ashley’de yatağın yanağına gitti ve Laurel’ın bir göğsünü yalamaya başladı. Laurel bundan çok zevk alıyordu. Gözlerini kapamış tadını çıkarıyordu. Bu noktadan sonra zaten iş ilişkisini falan düşünecek değildim. Ancak bu hatunların beni bilerek sarhoş ettiğini, deri iç çamaşırları, kırbacı, yatağın yanında duran kelepçeleri, strapon ve vibratör gibi bir sürü oyuncağı da görünce bu gece bu hatunların tecavüzüne uğrayacağım anladım. Ancak ne karşı koyacak gücüm ne de arzum vardı. Bu anın tadını çıkarmak istiyordum. Tecavüz kaçınılmazsa keyif almaya bakacaksın. “Götü kaybetmem umarım” diye düşünerek yatağa doğru sallana sallana yürüdüm.

Laurel’ın açık bacaklarının arasına başımı gömerek küçük amcığını yalamaya emmeye, ısırmaya başladım. Ben sırılsıklam olmuş amına dudaklarımı yapıştırdığım anda sessiz inlemeleri duyulur hale gelmişti. Amının her noktasını yalayıp, sularını emdikçe üçümüzün altında kıvranıyordu. Bir taraftan da Ashley’nin bana doğru domalmış güzel kalçalarını okşuyordum. Üçünün vücudunda da en ufak bir yağ zerresi yoktu. Vücutları oldukça diri, ciltleri gergin ve aynı zamanda yumuşacıktı. Yarışlar için yetiştirilen cins atları yakından görünce nasıl da o iş için kusursuzca yaratıldıklarını hemen anlarsınız ve bu kusursuz güzellik sizi çok heyecanlandırırsa bu hatunlarda kusursuz vücutları ile bende seks için yaratılmış kusursuz varlıklar oldukları hissini uyandırdı. Monica’dan alışkın olduğum gibi bu hatunlar da oldukça esnek ve sportiftiler. Laurel ve Ashley ile ilgileniyordum. Ancak Angela kendisine dokunmama izin vermemişti. Onun lezbiyen olduğunu anladığımda kendisinden ümidi kestim. Angela daha çok benim asistanım gibiydi ben Laurel ve Ashley ile ilgilenirken benden kalan boşlukları dolduruyor ve zevklerinin artmasını sağlıyordu. Laurel ve Ashley ise biseksüeldi. Benimle, birbirleriyle ve Angela ile ilgileniyorlardı. Tam anlamı ile sarhoş olduğum için ön sevişmelerin ne kadar sürdüğünü net olarak hatırlamıyorum açıkçası. Yine de şunu söyleyebilirim ki müthiş bir deneyimdi. Daha önce 2 hatun ile grup deneyimim olmuştu ama burada yaşadığım çok daha farklı bir şeydi. Bu hatunlar birbirlerini uzun yıllardır tanıyorlardı. Ayrıca western bir erkeği o gece orospuları yapmaya karar verecek kadar da yakındılar birbirlerine. Hava atacağım büyük bir aletim yok. Küçük de olmayan orta büyüklükte orta kalınlıkta bir aletim var. Ancak bu bile uzak doğuda bir hatunun gözlerinin yerinden sökülmesi için yeterli. Beni yatağa yatırıp ellerimi kelepçelediklerinde artık olacak her şeye razı olmak durumundaydım. İki hatun sikimin her zerresini, testislerimi, kasıklarımı, meme uçlarımı, boynumu, dudaklarımı öpüyor küçük ve narin ellerini vücudumda gezdiriyorlardı. Bu böylece saatlerce bile devam etmiş olabilir. Cennette gibi hissediyordum. Zaman kavramım kalmamıştı.

Sikim emilmekten renk değiştirmişti ki Laurel bir hamle yaparak kucağıma çıktı ve sikimin üstüne oturdu. Ben önce Ashley’i sikmek istiyordum aslında ancak sesimi bile çıkaracak halde değildim. Daracık amcığına giren taş gibi sikimin gücüyle Laurel çığlığı bastı. Bunu gören Ashley yüzü Laurel’a dönük bir şekilde amını ağzımın üstüne dayayıp onunla öpüşmeye başladı. İki hatun üzerimde şevişirken bir taraftan am sikiyor, diğer taraftan başka bir amı yalayıp sularını emiyordum. Ellerim bağlı olduğu için acımaya başlamıştı. Ellerimi çözmelerini istiyordum ancak ağzımın üstündeki amdan sesimi duyuramıyordum. O anda gerçekten tecavüze uğruyormuşum gibi hissettim. Ancak o kadar keyif alıyordum ki bundan hiç pişman olmayacağım kesindi. Bir süre sonra Laurel sikimin üstünden kalktı ve kendini strapon takmış Angela’ya teslim etti. Boşta kalan sikimi devralma sırası Ashley’deydi. Aslında ben Chengdu’ya gelirken sadece bunu hayal etmiştim ama çok daha iyisini bulmuştum. Ashley sikimin üstünde kalkıp indikçe daracık amının duvarlarını zorluyordum. Her defasında çığlıklar ve sesli inlemeler ile kendini bana siktiriyordu. Benim de artık dayanacak gücüm kalmamıştı. İnlemeler eşliğinde şiddetli bir şekilde amının içine boşaldım. Ashley henüz boşalmamıştı. Sikimin üstünde hızla oturup kalkmaya devam ediyordu. İçine dolan sıcak döllerimin de etkisiyle olsa gerek o da bir kaç saniye sonra boşaldı. Bir süre bekledikten sonra sikimin üstünden inip yatağın kenarına oturdu ve bacaklarını Laurel’a doğru açtı. Angela’nın straponlar sikmeye devam ettiği Laurel, Ashley’nin amından sızan döllerimi yalayıp temizledikten sonra amını büyük bir iştahla yalamaya devam etti. Kısa bir süre sonra Laurel’da boşalmıştı. Hepimiz tatmin olmuştuk ancak Angela olamamıştı.

Ashley bana doğru geldi. Ellerimi çözdü ve rahatça oturmamı ve izlememi söyledi. Eline bir vibratör alarak Angela’nın yanına gitti. Bu arada Laurel’da straponu devralmıştı. İki hatun birlikte Angela’nın amını, götünü sikip göğüs uçlarını emip ısırıyorlardı. Angela çığlıklar atıyordu. Bu sahne beni çok etkilemişti. Uzak durmak istemedim. Onlar Angela üzerinde çalışırken ben de gidip Ashley’in amını yalamaya başladım. Bu döngü sabaha kadar devam etti. Yorulanın arada dinlenme şansı bulabildiği ama odadaki şehvet dolu seksin hiç durmadan aralıksız devam ettiği Angela ile benim aramdaki sınırın dışında hiç bir sınırın muhteşem bir döngüydü. Herkes birisininin amını ya da götünü sikiyor aynı zamanda bir şeyler emiyordu. Üzerinden en az 2 yıl geçti ancak şu anda bile hatırladığımda sikim taş gibi sertleşiyor.

Sabah kahvaltıya indiğimizde hepimiz yorgunluktan tükenmiş aynı zamanda kurtlar gibi acıkmıştık. Kahvaltıdan sonra odama çıkıp duş alıp hazırlandım. Kızlara bu muhteşem deneyim için çok teşekkür ettim ve havaalanına doğru yola çıktım.

Bu arada götü kaybetmedim. En azından hatırladığım kadarıyla 🙂

ankara escortsex izleankara escortankara escort